ÇARIKSARAYLAR KASABASI
ANASAYFA RESİMLER VİDEOLAR SATILIK İLANLAR HABER ARŞİVİ BELEDİYE OKULUMUZ İLETİŞİM

FACEBOOK SAYFAMIZ

www.meydanhirdavat.com

UZAYDAN GÖRÜNÜM

İşte Gerçek Öğretmen Sevim Örnek

İşte Gerçek Öğretmen Sevim Örnek

Tarih 21 Ocak 2016, 22:13 Editör

İşte Gerçek Öğretmen Sevim Örnek

Öğretmenlik bir meslek değildir. Öğrencinin gülüşünde hayat bulmak, bir damla gözyaşında boğulmaktır. Sabırdır, emektir. Kimi zaman pes ediş, kimi zaman yeniden doğuştur. Kendi köylüsünün bile durmadığı yere gidip mücadele etmektir.
Kazanılmış bir öğrenci kurtarılmış bir hayattır. Yeni mezun bir öğretmen, aileden ayrılma, tamamen farklı bir kültür, her şeye sıfırdan başlama. Korku, heyecan, endişe daha adını sayamadığımız onlarca duygunun ayni bedende vücut bulmasıdır.
Atanmanın vermiş olduğu sevinç görev alacağın okulu görene kadardır. O anda boğazınız düğümlenir, gözyaşınızı tutamazsanız. Evet, siz bir köy öğretmenisinizdir. Zaten çok iyi şartlar olacağını umarak gelmemiştiniz ama şartları görünce bu kadar da olmaz demekten kendinizi alamazsınız.
Stresli bir sürecin sonunda 11. tercihim olan Van, Saray Baltepe İlkokuluna atanmıştım. Sınıfımın çatısı göçmek üzere, yerler çukurluydu. Ders anlatırken takılıp düşme korkusu veya çatının göçecek olması fikriyle bir öğretmen nasıl ders anlatabilir ki? İlk üç hafta sınıfım 3 ve 4 birleştirilmiş sınıftı. 3 ile 4 dediğime bakmayın, anasınıfı seviyesinde de öğrencim vardı, dördüncü sınıf düzeyinde de. Kimisi okuyamıyor, kimisi yazamıyor kimisi de hem okuyup hem yazamıyordu. Matematik konusuna girmiyorum bile. Daha parmakla toplama işlemi yapamayan dördüncü sınıf öğrencim bile vardı.
 
Hem öğrenciler hem de fiziki şartlar oldukça zorluyordu beni. Bunlar yetmezmiş gibi bir de dayak mevzusu vardı ki sormayın gitsin. Burada ekmek, su gibi bir ihtiyaç haline gelmişti dayak. Öğrenci dövülmeye, öğretmen dövmeye alışmış. Konuşarak anlaşmak yok burada. Ne anlayacaklar ki gözüyle bakıyorlar öğrenciye. Bir öğretmenin dayak konusunda duyabileceği cümle "Çocuğumu neden dövdün öğretmen?" olması gerekirken bir velimin gelip bana " Sen neden dövmüyorsun hocam, çocuklar korkmuyor sizden, dövün çocukları." demesi beni bir kez daha hayal kırıklığına uğratmıştı.
 
Anlayacağınız burada öğretmenle korkutuyorlar çocukları ve şekildeyken öğrencinin kalbini kazanıp ona kendinizi sevdirmeye çalışıyorsunuz. Her şeyi bir kenara bırakıp yolunuza devam etmeniz gerekiyor. Çatınızın ve boyanızın yapılması için başvurduğunuz her kapı yüzünüze kapanırken, devam etmek için gereken gücü bir öğrencinin gözlerinde gördüğünüz ışıktan alıyorsunuz. Her ret cevabı ile hayata daha sıkı tutunmaya çalışıyorsunuz.
 
Bir yerden başlamak lazım diyorsunuz, kış kapıda. Uzun uğraşlar sonucu lojmanı sınıfa çevirmeyi kabul ediyorlar.
 
 Ama bir ton iş var. Boyası, sobası, temizliği... 15 kilogram boya, 2 fırça, soba boruları elinizde düşüyorsunuz yola. Yoruluyorsunuz, ama bir öğrencinizin gelip "Öğretmenim burası bizim sınıfımız mı, çok güzel olmuş burası." sözü ile bütün yorgunluğu unutuyorsunuz.
 
Öğretmen çalışmıyor diyenlere inat elde fırça duvarları boyuyor, sobayı kurup, temizlik yapıyorsunuz. Kimin için peki? Bütün bu yaptıklarınız o buğulu gözleriyle size bakan öğrencileriniz için, yorulmuyor aksine yaptığınız işten zevk alıyorsunuz.
 
Bir şekilde başlıyorsunuz derse. Okulda öğrendiklerinizi uygulama vakti gelmiştir işte. Fakat size bunları öğretmediler ki. Zor şartlarda ayakta kalmayı, mücadele etmeyi bilmiyorsunuz. Sınıfınızda çok farklı seviyelerde öğrenciler olunca ne yapacaksınız kimse anlatmadı size.
 
Okulda öğrendiklerinizin üstüne bir çizgi çekip öğrencilerinizle birlikte yeniden öğrenmeye başlıyorsunuz. Öğretmen nasıl olunur öğrencileriniz gösteriyor size. Yaşayarak öğreniyorsunuz, okuyarak öğrenemediklerinizi. Ve 2 ayda anlıyorsunuz öğretmenliğin bir meslek değil bir gönül işi olduğunu.
 
Öğretmen olmayan anlayamaz bu duyguların nasıl olduğunu, yeni bir şeyi öğretmenin verdiği hazzı. Öğrencin bir soruyu cevaplamak için parmak kaldırıyorsa senin öğrettiklerini anladığı içindir, senin sayendedir. Bu yeter de artar. Aslında o kadar çok söz var ki söylenecek. Yazsam satırlar isyan edecek. Okulun sobalı olması, kışın sert geçmesi, öğrencilerin okuyacak kitaplarının bile olmaması. Bütün bunlar yetmiyormuş gibi kömürün az gelmesi ve yetkililerin bunlarla idare edeceksiniz diye dayatması. Öğrencilerin durumunun olmaması, yağmurda terlikle, kar yağdığında spor ayakkabısı ile gelmesi.
 
Soruyorum size “ Öğretmenim üşüyorum.” diye ağlayan bir çocuğa kim dayanabilir ki? Şimdi diyeceksiniz bana “ Her şey mi kötü Sevim Öğretmenim?” diye. Hayır, o kadar da kötü değil. Sizi her sabah “Bugün de çok güzelsiniz öğretmenim.” diye sarılarak karşılayan öğrencileriniz oldukça güne bir sıfır önde başlıyorsunuz. Kabul ediyorum. Doğuda öğretmen olmak çok zor ama tüm zorluklara rağmen ben iyi ki bir öğretmenim.
 
Sevim ÖRNEK
Sınıf Öğretmeni
Van/Saray/ Baltepe İlkokulu.
 
 
Arkadaşlar alttaki adreste Öğretmenimizin okulu için başlattığı kampanya var ve hala bağışlar gelmeye devam ediyor.
https://m.facebook.com/events/205188996489865?ref=m_notif¬if_t=plan_edited  

Bu haber 3617 defa okunmustur.

Facebook'ta paylas

KÖŞE YAZILARI

Bu seçimde AK Partiye bir ders verelim

Bu seçimde AK Partiye bir ders verelim Bu seçimde AK Partiye bir ders verelim

Çarıksarayların Geleceği

Çarıksarayların Geleceği Size Bağlı

ÇARIKSARAYLAR IN GÜNLÜK İNTERNET GAZETESİ